Kütahya Kalesi

Tahmini okuma süresi: 15 dakika

KÜTAHYA KALESİ

Üst

(Batuhan YILDIZ)

Kütahya Kalesinden bahsetmeden evvel kale çevresine kurulmuş olan Kütahya şehrinden de kısaca bahsetmemiz gereklidir.

Kütahya’ya yerleştiği bilinen en eski halk Frigler olsa da elde edilen bulgular doğrultusunda Kütahya tarihi Kalkolitik (Taş-Maden) döneme kadar gitmektedir.1 Kütahya üzerindeki Frigya hakimiyeti M.Ö. 546 yılında Pers Kralı Kyros’un bütün Anadolu ile birlikte Kütahya’yı da ele geçirmesiyle sona ermiştir.2 Perslerin uzun bir süre devam eden hakimiyeti M.Ö. 333 tarihinde Makedonya Kralı Büyük İskender’in kenti ele geçirmesiyle son bulmuştur. Fakat Büyük İskender’in ölümünün ardından imparatorluğun parçalanmasıyla şehir bu sefer Büyük İskender’in komutanlarından olan Antigonos’un hakimiyetine geçmiştir.3 M.Ö. 278’de Bitinya Krallığına dahil olan Kütahya sonrasında Bergama Krallığı hakimiyetine geçmiştir.4 Bergama Kralı III. Attalos’un M.Ö. 133 tarihindeki ölümünün ardından tüm ülke ve Kütahya Roma İmparatorluğu sınırları içerisine dahil edilmiştir.5

Roma İmparatorluğu’nun 395’de ikiye ayrılması sonucunda Kütahya şehri Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde kalmıştır. Doğu Roma döneminde şehrin önemi artmaya başlamıştır.6 Şehrin ticaret yollarına olan yakınlığına rağmen Doğu Roma dönemine kadar fazla bir önem taşımamıştır. Kent, Geç Bizans döneminde Phrygia Saloutaria bölgesi içinde bir piskoposluk merkezi haline geldi.7 Byzantion’dan güneydoğuya doğru inen yollar ile ilişkisi nedeniylede şehir gelişmeye başladı.8 Kent Phrygia’nın Metropolisi konumuna yükseldi.9

Kütahya’nın giderek önemini arttırması üzerine Bizanslılar şehre hakim ve kale yapımına uygun sarp bir tepeye, burçlar ve iki kat sur içerisinde bir şato inşa ettiler.10 Bizanslıların yaptığı bu kale bugün de kalenin asıl bölümünü oluşturmaktadır. Buraya Yukarı Kale (Eski Hisar, Dış Kale, Kala-i Bala) denilmektedir. Kütahya kalesinde Yukarı kale ve İç Kaleye ek olarak bir de Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen Aşağı Kale (Kala-i Sagir, Aşağı Hisar) mevcuttur.

Kütahya Kalesi hakkında en önemli bilgiyi Evliya Çelebi Seyahatnamesinden elde ediyoruz. Evliya Çelebi’ye göre Kütahya kalesi, mavi ve kırmızımsı yalçın bir kayanın üzerinde beşken şekilli (yaptığımız saha gezileri ve uydu üzerinden de yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda kalenin beşgen bir şekilde olduğunu doğrulayabiliriz), sağlam ve dayanıklı süslü bir yapıdır. Evliya Çelebi, kaleyi cevher bir yüzüğe benzetmektedir.11 Hatta bu durum hakkında kendisi şu bilgiyi bize vermektedir; “Bu kaleyi gördüğümüzde, bazı dostlar adını sorduklarında birden bu şekilde tarih demişimdir:

“Evliyâya ism ü resmin sordular tarih içün,

İsmine dedi bu şeydâ kale-i gevher nigin.””12

Kütahya için kullanılan Gevhernigîn ifadesi Katip Çelebi’nin Cihannüma eserinde de geçmektedir. Katip Çelebi aynı zamanda kalenin içerisinde bir akarsuyun da olduğunu belirtmektedir.13 Kalenin etrafı yalçın kaya üzerinde bulunmakta ve etrafında hendek bulunmamaktadır. Kalenin tüm çevresi aşağı kale ile birlikte 3 bin adımdır.14

Kütahya Kalesi, güneyinde Sultanbağı yönünde, Gediz Caddesi’nin ortalama 990 metre yüksekliğinden kısa bir mesafede iç kaleye gelindiğinde yüksekliği 1100 metreye ulaşmaktadır. Buna benzer bir tırmanış ise kuzey yönünden de gerçekleşmektedir.15 Kalenin güney ve batı yamaçları oldukça diktir. Bundan dolayı batıdan bakıldığında kale içi görülememekte buna karşın doğu ve kısmen de olsa kuzey yönünden bakıldığında yukarı kalenin içerisi görülebilmektedir.16 Kalenin iki cephaneliği, aşağı ve yukarı tophane adı verilen iki adet top mahalli bulunmaktadır.17

14. yüzyılda yaşamış olan İbn Fazllullah el-Ömerî “Kütay” diye adlandırdığı Kütahya şehri ve kalesi ile ilgili bize bilgi vermektedir. El-Ömerî; şehrin etrafının surla çevrili olduğunu ve büyük bir kaleye sahip olduğu bilgisini vermektedir.18 Germiyanoğulları dönemi Kütahya’sı ve kale hakkında bilgi veren Kalkanşendî, şehrin orta büyüklükte ve etrafının surlarla çevrili, içerisinde mescid, hamam ve çarşıların bulunduğu belirtir. Yüksek bir tepe içerisinde müstahkem kalenin yer aldığı bir şehir olarak tarif eder ve burayı Germiyan adıyla adlandırır.19 15. yüzyılda II. Murad döneminde Osmanlı Devleti topraklarını ve Anadolu’yu dolaşan seyyah Bertrandon De La Broquière “Cotthay” olarak adlandırdığı Kütahya için; “Surların içinde kapanmamış güzel bir şehir; büyük ve güzel bir kalesi var; dağ yönünde, birbiri üstüne üç sıra tahkimatla güçlendirilmiş olan bu kale çifte surlarla son derece iyi korunuyordu.” bilgisini vermektedir.20 1833 ve 1843 yılları arasında iki kez Anadolu’yu gezmiş olan Fransız seyyah Charles Texier ise Kütahya şehri ve kalesinden bahsederken şu bilgiyi vermektedir; “Bizans imparatorları zamanında, Kütahya şehri çok önemli bir yer olmuştu. Şehre her tarafından hâkim yüksek ve sarp bir tepeye, kale yapıldı ve bir kuleyle tahkim edilmiş iki kat sur içine alındı.”21 Görülüyor ki 14.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar Kütahya’yı ve Kütahya kalesini görüp incelemiş birçok seyyah birbirine benzer bilgileri vermektedir. Seyyahların verdiği bilgiler ve yapmış olduğumuz saha gezilerinden de anlıyoruz ki, Kütahya kalesi tarihsel süreç içerisinde pek fazla değişime uğramamış ve mevcut yapısını koruyabilmiştir.

Kütahya Kalesi yapısı itibariyle üçe ayrılmaktadır: İç Kale, Dış Kale (Eski Hisar, Dış Kale, Kala-i Bala) ve Aşağı Kale (Kala-i Sagir, Aşağı Hisar) den oluşmaktadır.

İÇ KALE

Üst

İç Kale, dış kalenin hemen güney tarafında bulunan dört köşe bir kaledir ve kalenin çevresi bin adımdır.22 Kalenin doğu tarafına bakan bir kapısı mevcuttur. Yaptığımız saha çalışmasında İç kaleye bugünde doğu kapısından girilmektedir. Evliya Çelebi Doğu kapısı hakkında bize şu bilgiyi vermektedir; “Eski zamanlarda bu kapının tahta kanatlarının yüzüne manda derisi kaplamışlar, demir kapı değildir.”23

Kalenin içerisinde iki su sarnıcı, bir mescit, dizdar, imam, müezzin, kethüda hanesinin yanı sıra iki buğday ambarı ve sekiz adet ev bulunmaktadır.24 Yaptığımız saha gezisinde İç kalenin içerisinde bahsedilen bu yapılara rastlanılmamaktadır. Bugün ise İç Kale içerisinde sadece 1973 yılında dönemin Kütahya Belediyesi Başkanı olan Abdurrahman Karaa tarafından yaptırılan, Döner gazino olarak da adlandırılan bir restoran ve seyir terası mevcuttur. 18. yüzyılda Kütahya’yı ve kaleyi gezen Charles Texier ise kale içerisinde bulunan bir top dan bahsetmektedir; “Bu top, yan yana dizilmiş demir çubukların üzerine, demir çemberlerle geçirilerek meydana gelmiştir. Bu top, 1430-1450 yılları arasında Türklerin ilk yaptıkları olsa gerektir.25

İç kalenin batı tarafına bakan burçlar birbirlerine çok yakın ve oldukça sağlamdır. Bu burçların aşağısı ise dik bir yamaç ve uçurumdur. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Evliya Çelebi’nin İç Kale’yi güney tarafında göstermiş olmasının yanlış olduğunu, kalenin gerçekte batı tarafı köşesinde olduğu düzeltmesini yapmaktadır.26 Yaptığımız saha gezisi ve uydu üzerinden de yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda İç kalenin aslında dış kalenin güney tarafında değil güney batı köşesinde bulunduğunu tesbit ettik.

DIŞ KALE (KALA-İ BALA)

Üst

Dış Kale Kütahya Kalesinin en büyük bölümüdür. Kale içerisinde en çok burç da Dış kale içerisinde yer almaktadır. Kalenin doğu burçları batı burçlarına göre yok olmaya yüz tutmuş ve bir çoğu yıkılmış yahut sadece temelleri ayakta kalabilmiştir. Güney burçları ise zamanla geçirmiş olduğu tamiratlar sayesinde çok daha iyi ve sağlam durumdadır. Dış kale burçlarının büyük bir bölümü dairesel planlı olmasına karşın güney kapısının hemen yanında yer alan bir burç, kare planlıdır.

Evliya Çelebi, Dış kalenin içerisinde 70 adet asker evlerinin ve Germiyanoğlu (Kala-i Bala) Camisinin bulunduğunu aynı zamanda kale içerisinde bir adet mescit ve bir adette abıhayat çeşmesi bulunduğunu belirtmektedir.27 Kale içerisinde akan bu abıhayat suyu kale içinde ve aşağı şehir içerisinde yer alan değirmenlere aktığı bilgisini de yine Evliya Çelebiden öğrenmekteyiz.28

Evliya Çelebi aynı zamanda kaleli ve şehirli arasında yaşanan ilginç bir olayı da bize aktarmaktadır. Öyle ki eskiden beri şehirli halk, kasaplardan koyun ciğeri almak isteseler de bir türlü alamazlardı. Kasapların elindeki tüm koyun ciğerlerinin hepsini yukarı kaleli alırdı. Ellerinde ise eski bir padişah fermanı bulunmaktaydı. Bu durum sonucunda ise aşağı şehir halkı ile yukarı kaleliler arasında sık sık koyun ciğeri yüzünden kavga çıkmaktaydı.29

Dış kalenin doğu tarafında aralarında 40-50 metre mesafeli iç içe geçmiş iki kapı vardır ve bu iki kapı arasında küçük ve düzlük bir meydan bulunmaktadır. Ayrıca bu meydanda bayram ve ramazan ayı içerisinde atılmak üzere bir top da bulunmaktaydı.30 Bugün kalenin doğu kapısı bölümü restore edildiğinden dolayı, etrafı kapatılmış bir vaziyettedir. Fakat 2012 tarihli saha gezimizde doğu kapısından geçtikten sonra düzlük bir meydanın var olduğunu görsek de burada 1932’de Uzunçarşılı’nın belirttiği gibi bir top mevcut bulunmamaktaydı. Uzunçarşılı, dış kale de yer alan toplar hakkında bize ayrıca şu bilgiye de vermektedir; “Kütahya kal’asının iki cephaneliği, aşağı, yukarı tophane namile iki top mahalli vardı. 1232 (17Haziran -Temmuz 1817) senesi şabanında teftişi müteakip kal’ada obüs ve havan olmak üzere on yedi top bulunduğunu mahkemei şeriyye sicilinde gördüm.”31

Evliya Çelebi ise doğu kapısının üç kat demirden yapılmış bir kapı olduğundan bahsetmektedir. Kapının dış yüzünde her iki tarafında da beyaz mermerden yapılma iki adet aslan heykeli bulunmaktadır.32 Bugün ise bahsedilen bu arslan heykelleri ve onlara ait izler yoktur. Doğu kapısındaki kale kapılarından biri hala mevcutsa da diğeri yıkılmıştır. Kapıdan içeri girdiğimizde, yukarıya doğru çıkan bir patika yolun mevcut olduğunu görürüz. Bu yol yukarı kale meydanına çıkmaktadır. Patika yol üzerinde ise Kala-i Bala mahallesi mevcuttur.33 Uzunçarşılı 1932’de burada 20-30 kadar hane kaldığından bahsetmekte, bugün ise aynı noktada 4-5 hane ancak kalmıştır.

Dış kalenin bir diğer kapısı ise Güney kapısıdır. Bu kapıdan içeriye girecek olan iaşe ve hayvanlar için uygun bir yol bulunmaktaydı.34

Bugün, dış kale içerisindeki en önemli yapı ise Kala-i Bala Cami’dir. Cami kare planlıdır. Yapımında moloz ve kesme taş kullanılmıştır. Düz bir çatısı bulunmakta, güneyinde mihrabın iki yanında iki, batıda bir, doğuda düzensiz aralıklarla üç penceresi bulunmaktadır.35

Cami orijinal durumunu kaybetmişse de tekrar onarımdan geçmiştir. Sadece kuzey doğu köşesinde eski camiden kalma bir duvar parçası ile minarenin kaide ve şerefe kısmı kalmıştır.36

Yaptığımız saha gezisinde ise caminin inşasında, çeşitli melez parçalarının da kullanıldığını tesbit ettik. Caminin güney tarafında yer alan pencerelerden birisinin altında ve cami minaresinin batıya bakan tarafında birer sütun kullanıldığını tespit ettik.

AŞAĞI KALE (KALA-İ SAGİR)

Üst

Aşağı Kale yahut Kala-i Sagir, orijinal kale planına sonradan dahil edilmiş olan ve hemen kalenin kuzey batısında bulunan en dış kaledir. Aşağı Kale, Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edilen bu kale Dış kaleden daha alçakta ve şehrin kuzey batı eteklerinde bulunmaktadır. Alçakta olduğundan dolayı 100 arşın kadar kesme kaya hendeği vardır.37 Saha gezimiz sırasında ise bahsedilen bu hendeklere rastlamamakla beraber, bölge içerisinde yapılacak daha detaylı incelemeler ile bahsedilen bu hendekler tespit edilebilir.

Aşağı kalenin yapılma sebebi bu bölgede çıkan akarsuyun olası bir kuşatma esnasında, düşman tarafından ele geçirilmesini önlemektir. Kale halkını susuz bırakmamak amacıyla su kaynağını da kale içine alacak şekilde bir kale inşa edilmiştir.38 Evliya Çelebi, Yukarı kaleden aşağı kaleye doğru inen yollar olduğundan bahsetmektedir. Fakat biz bu bölgeyi gezemediğimizden dolayı bahsedilen bu yolların tespitini yapamadık. Aşağı kale ile birlikte Kütahya Kalesinde 70 adet burç bulunmaktadır.39 Burçlar birbirlerine oldukça yakın hatta batı burçları neredeyse bitişik bir vaziyette inşa edilmiştir.

Aşağı kale içerisine iç içe iki kapıdan girilir ve kale içerisinde Aşağı Hisar adında bir mahalle bulunmaktadır.40 Mahalle bugün dahi bulunmakta ve kale içerisinde küçük çeşmelere de rast gelinmektedir. Bu çeşmeler sayesinde Aşağı kale içerisinde Evliya Çelebi’nin de belirttiği gibi bir pınarın bulunduğunu doğrulayabiliriz. Ayrıca aşağı kale içerisinde kuzeye bakan ve mahalleyi Ertuğrul Gazi caddesine bağlayan bir kapı da mevcuttur.

Kale içerisindeki en önemli yapı ise bugün restore edilmekte olan Aşağı Hisar Mescidi ve mescidin hemen altında bulunan su tesisidir. Bu mescid Osmanlı döneminde yapılan surların en uç noktasında, surların hemen arkasında yer almaktadır. Mescitten bahsetmeden evvel mescidin hemen altında bulunan su tesisinden bahsetmemiz gerekir. Tesis 1980’de semtin çamaşırlığı olarak kullanılmaktaydı. Buraya mescidin hemen altına doğru girilen kıvrımlı ve kademeli basamaklar ile inilmektedir.41 Basık ve oldukça karanlık olan bu katta çamaşır suyunu yıkamak için devamlı olarak ocaklar yakılmaktaydı. Duman ve isin çıkabileceği merdiven girişi ve tonozların mescit dışına doğru bulunan yırtık bölümleri dışında başka bir yer bulunmamaktaydı.42

Mescid hemen altında bulunan su tesisinin üzerinde altıgen planlı, oldukça küçük bir mescittir.43 Dışı kerpiç ile sıvalı olsa da yapı tamamen tuğla ile yapılmıştır. Kütahya’da tamamen tuğla ile yapılan ender yapılardan birisidir.44

Basit altıgen gövdesinde tek bir pencereye sahip mescidin duvar kalınlıkların da farklılıklar vardır. Yapılan ölçümlere göre altıgen yapı biraz yamuk görünmektedir.45

Dikdörtgen, niş biçiminde basit bir mihrap nişi bulunan mescide bir de küçük bir minber ve kuzeyinde ahşap bir asma kat eklenmiştir.46 Ahşap asma kat bugün hala mescid içerisinde bulunmakta fakat mescid içerisi restore edildiğinden ve karanlık olduğundan dolayı içeride detaylı bir incelemede bulunamadık. İçerisi adeta Selçuklu mescidi havasında olan bu yapı dışarıdan bakıldığında ise türbe görünümündedir.47 Yapı hakkında 1571 tarihli tapu defterinde 2.100 akça gelirli “evkaf-ı mescid-i Yenice Hisar” kaydı görülmektedir.48

KALE MİMARİSİ

Üst

Yukarıda kısmi olarak bahsetsek de, Kütahya Kalesi mimari olarak Dış ve İç Kale’de Bizans mimarisini görmekteyiz. Aşağı Kale’de ise sonradan yapılmasının da etkisiyle hem tarz olarak hem de mimari olarak Osmanlı mimarisini yansıtmaktadır. Kale, beşgen biçimindedir ve güney burçlarının bir kısmı ve batı yüzündeki surlar gayet sağlamdır. Fakat doğu ve kuzey yönündeki surların çoğu harap ve yıkılmış vaziyettedir. Buna rağmen doğu yüzdeki burçlar hala tespit edilebilmektedir. Kuzey ve Aşağı kale burçları ise sık ormanlık arazi içerisinde bulunmaktadır. Saha gezimiz sırasında burçların bir kısmını yerinde görerek tesbit ettik. Burçların bir kısmı oldukça sağlam olsa da bir çoğu restore edileceği günü beklemektedir.

İç kale ve Dış kale burçları, moloz ve kesme taş karışımı ile tuğla kullanılarak yapılmıştır. Burçlar yukarıda da bahsettiğimiz gibi çok sık aralıklarla yerleştirilmiştir.İç kalenin batı yüzünde bulunan burçlar birbirlerine çok yakın ve düzensiz aralıklarla yapılmıştır. Burçlardaki tuğla sayıları ve sıralaması birbirinden farklı aralıklarda yerleştirilmiştir.49 Kalenin burçları ve duvarları arasında yer alan tuğla örgülerdeki tuğla sıralarının birbirinden farklı olmasında, burç ve surların farklı ustalar tarafından farklı zamanlarda tamirat geçirmiş olduğu izlenimini vermektedir. Burçlar 5-7 sıra tuğla örgüsü üzerine 5-10 sıra doğal taş örgü kullanılarak inşa edilmiştir.50 Kale de yaygın olarak kullanılan bu tuğlalar genellikle kare ve dikdörtgen şeklindedir. Kare tuğlaların kenar uzunlukları 23-32 cm arasında ve kalınlıkları 3.5-5.5 cm arasında değişmektedir. Dikdörtgen şekilli tuğlalar ise kare tuğlaların yarısı kadardır.51

İç ve Dış kale burçları yuvarlak planlı olmasına rağmen sadece güney kapısı yanında bulunan bir burç kare planlıdır. Aşağı kale burçları ise tamamen kare planlı olarak inşa edilmiştir.52

KALE TEŞKİLATI

Üst

Kütahya kalesi, Osmanlılar döneminde müstahfız tımar sahibi askerlerin muhafazasında ve dizdar denilen kale ağasının yönetimindeydi. Bunun yanı sıra kalede, topçu, lağımcı, cebeci, zindancı ve kapıcı askerleri de bulunmaktaydı.53 Kalenin içi de, sayısı 20’ye yakın topçu, lağımcı ve cebeci askerlerinin barınması için ayrılmıştı.54 Muhafızların tımarları ve dizdarın müstahfız tımarından başka ocaklığı, Kütahya cizye mallarından da ödenek verilmekte ve bu ocaklık arazisi dizdarın kendisinden sonra evladına da geçmekteydi.55

Kale içerisinde 119 tımarlı müstahfız asker bulunmaktaydı. Kale muhafazasında görevli olan bu askerler harp dönemlerinde askere ihtiyaç duyulduğu vakit, bir miktar kuvvet, kale muhafızlığından alınıp ihtiyaç olunan harp bölgesine gönderilirdi.56

Kale her sene düzenli olarak Anadolu valisi tarafından teftiş edilmekteydi.57 Kalenin senede bir kez teftiş edilmesi usuldü. Kale içerisinde ne kadar muhafız ve mahkum bulunmakta, ne miktarda top, cephane ve saire, yapılan teftiş ile tespit ettirilirdi. Teftiş sonrası tespit edilen tüm bilgiler sicile kayıt edilir ve gerektiği taktirde dizdar ve diğer görevliler sorumlu tutulurdu.58

Kütahya kalesi muhafızları 1219 H. (1804-1805 M.) senesinde Nizam-ı Cedid teşkilatına bağlanmıştır. Kale muhafızları bir ferman ile Üsküdar Ocağına (Selimiye) katılmışlardır.59

HAPİSHANE

Üst

Kütahya Kalesi, kale işlevinin yanı sıra hapishane olarak da kullanılmaktaydı. Kütahya ve çevresi dışında farklı bölgelerden de gönderilen mahkumlar burada hapis edilirdi. Mahkumlar arasında idam cezası alanlar boğularak öldürülür ve yerel halkın haberi olması içinde cezadan sonra kaleden bir top atılırdı.60

ÖNEMLİ TARİHİ OLAYLAR

Üst

Kütahya kalesi, gerek Bizans gerekse Osmanlı hakimiyeti boyunca, önemli tarihi olaylara şahitlik etmiştir. Bu önemli olayların bir kısmından bahsetmemiz kale tarihçesi açısından oldukça bilgilendirici ve kaleyi tamamlayıcı olacaktır.

GÖZLERİNE MİL ÇEKİLEN SABIK İMPARATOR

Üst

Şüphesiz ki Kütahya Kalesi’nin tarihi boyunca gerçekleşen en önemli olay Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes’in (Romen Diyojen) gözlerine mil çekilmesi olayıdır.

IV. Romanos Diogenes’in Malazgirt’te Selçuklu Sultanı Alparslan’a karşı yenilmesi ve esir alınmasından sonra imparator, sultan tarafından serbest bırakılarak ülkesine geri dönmesine izin verildi. Bu durum imparatorun kaçınılmaz sona doğru yola çıkışının da başlangıcını teşkil etmekteydi. Romanos Diogenes önce Erzurum’a gitmiş ardından ise batıya ilerleyişini sürdürmüştür.61 Bu sırada İstanbul’da karışıklıklar çıkmış saray mabeyincisi olan Psellos’un ve İoannes Dukas’ın girişimleriyle İmparator Romanos Diogenes’in imparatorluktan ve Bizans tahtından uzaklaştırıldığı bir fermanla tüm eyaletlere gönderilmiştir.62 VII. Mikhael Parapinakes yeni imparator olarak ilan edilmiştir.63 İstanbul’da bu karışıklıklar gerçekleştiği sırada sabık imparator Erzurum’dan Amasya’ya kadar ilerlemiştir. Kendisi için durumun gittikçe güçleştiğini anlayan imparator, çevresine yardımcılar toplamaya başlamış ve çevre halktan da vergi toplamaya devam etmiştir.64

Sabık imparatorun Anadolu’daki tehlikeli hareketlerinin bertaraf edilmesi için İstanbul’dan İoannes Dukas’ın oğlu Konstantin Dukas komutasında bir kuvvet yola çıkmış ve her iki kuvvet arasında Amasya – Tokat arasında bir bölgede gerçekleştirilen çatışmayı Romanos Diogenes kaybederek geri çekilmiştir.65 Geri çekilen sabık imparator 1071 sonbaharında, Ermeni asıllı olan Haçadur’un da tavsiye üzerine Adana kalesine çekilerek burada tekrar kuvvet ve para toplamaya çalışmıştır.66 1072 yılına Adana’da girmiş olan sabık imparator burada daha fazla direnememiş ve Andronikos Dukas’a 1072 baharı yahut yaz başlarında teslim olmuştur. Sabık imparator bundan sonra bir zamanlar yönettiği devletin elinde esir bir vaziyette Adana’dan ayrılarak Kütahya’ya (Koteion) doğru götürülmüştür.67

İmparator Mikhael büyük ihtimalle İoannes Dukas ve Psellos’un baskısı altında sabık imparatorun gözlerine mil çekilmesi emrini verdiği bir fermanı Andronikos Dukas’a göndermiştir. Psellos ise Mikhael’in bu durumdan habersiz olduğunu hatta bunu öğrendiğinde imparatorun çok üzüldüğünü yazmaktadır.68

Bizans tahtında bir daha hak iddia etmemesi için sabık imparator Romanos Diogenes, Polemis’in de belirttiğine göre 29 Haziran 1072 tarihinde, onu korumak için yemin etmiş olan üç metropolitin zayıf direnişleri altında yahudi bir cerrah eliyle gözlerine mil çekilmiş ve kör edilmiştir.69 Gözlerine mil çekilmesi esnasında bilerek yahut acemice bir şekilde uygulandığı düşünülen, bu işlem sırasında imparatorun yüzü korkunç ve büyük bir yara almıştır. Üstelik bu yara İoannes’in emri ile de temizlenmeyerek tedavi edilmemiştir. Nihayetinde yaralarının da etkisiyle imparator yaklaşık beş hafta sonra 4 Ağustos 1072’de Kınalıada’da vefat etmiştir.70

EMİR TİMUR

Üst

1402’de Ankara savaşını kazanan Emir Timur ordusuyla birlikte Kütahya’ya gelmiştir. Ordugahını Kütahya’ya kurduran Emir Timur bir ay boyunca burada kalmıştır. Kütahya’da kaldığı süre boyunca yerel halka dokunmamış fakat halktan fidye-i necât almıştır.71 Emir Timur ayrıca kendisine esir düşen Timurtaş Paşa’nın Kütahya Kalesinde bulunan hazinesine de el koymuştur.72

1511 ŞAHKULU İSYANI

Üst

II. Bayezid devri sonlarında çıkan Şahkulu isyanı sırasında Kütahya, Osmanlı hakimiyeti altında ilk ciddi tehlike ile karşılaşmıştır.73 İsyan sırasında Kütahya’ya gelen Şahkulu’nu şehir dışında Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmed Paşa karşılamıştır. Yapılan vuruşma sonucunda Karagöz Ahmed Paşa ve kuvvetleri yenilmiştir. Beylerbeyi Şahkulu’na esir düşmüş ve isyancılar tarafından idam edilmiştir.74

Şahkulu kazandığı zafer sonrasında derhal Kütahya kalesini kuşatmış ve barışçı bir şekilde kalenin teslim olmasını istemiştir. Fakat yerel halkın teslim olmayı reddetmesi ve kalenin de şiddetle dayanması sonucunda Şahkulu kale dışında kalan şehri yakıp yıkarak Bursa’ya geri çekilmiştir.75

CELALİ İSYANLARI

Üst

Kütahya Kalesi ikinci ciddi tehlikeyi ise Celali isyanları sırasında yaşamıştır. 1601 tarihinde Hafız Ahmed Paşa, Batı Anadolu’da yaşanan Celali isyanını bastırmak ve önlemek için Anadolu eyaletinin merkezi olan Kütahya’ya gelmiştir.76 Celali eşkiyaları reislerinden olan Deli Hasan ise kendisini yakalamak için görevlendirilen Diyarbakır Beylerbeyi Hadım Hüsrev Paşa’nın takibinden kurtularak Ankara yolunu takiben Kütahya önlerine kadar gelmiştir. Bu sırada Kütahya’da olan Hafız Ahmed Paşa ise Deli Hasan’a karşı koyacak gücü olmadığından dolayı Kütahya kalesine çekilmek zorunda kalmıştır.77 Deli Hasan, karşısındaki Hafız Ahmed Paşa’nın ona karşı mukavemet edemeyeceğini anlamış ve kaleyi derhal kuşatmışsa da şiddetli soğuk ve kar yağışı altında ancak üç gün kadar kuşatmayı sürdürebilmiştir. Nihayet olumsuz hava şartları yüzünden Deli Hasan şehri yağma ve tahrip etmiş ve kışı geçirmek için Afyonkarahisar’a geri çekilmiştir.78 William J. Griswold gerçekleşen bu kuşatmanın birkaç ay kadar sürdüğünden fakat mevsimsiz gelen şiddetli yağışlardan dolayı isyancıların pes ettiğinden bahsetmektedir.79

1660 ABAZA İSYANI

Üst

1650 tarihinde Köprülü Mehmed Paşa 17 gün boyunca Kütahya’da kalmıştır. Onun sadrazamlığı zamanında Anadolu Beylerbeyi olan Can Mirza Paşa aynı zamanda Köprülü Mehmed Paşa’ya da karşıydı. Bundan dolayı Can Mirza Paşa, Abaza Hasan Paşa isyanına katıldı. Fakat Kütahya halkı Can Mirza Paşa’ya karşı çıkmış ve paşanın adamlarının bir kısmını katletmiştir. Yerel halk aynı zamanda yeni Anadolu Beylerbeyi olarak tayin edilen Konukçu Ali Paşa’ya da yardım etmiştir.80 Kendisine karşı yapılanların intikamını almak isteyen Can Mirza Paşa, 4000 kişilik kuvvetiyle Kütahya Kalesini kuşatmıştır.81 Yaklaşık iki ay kadar muhasara devam etmişse de bir sonuç elde edemeyeceğini anlayan Can Mirza Paşa muhasarayı kaldırarak geri çekilmiştir.82

MİLLİ MÜCADELEDE KÜTAHYA KALESİ

Üst

Milli Mücadele döneminde düzenli orduya katılmayı reddedip isyan eden Çerkes Ethem ve kuvvetleri Kütahya kalesini ve şehri ele geçirmeye çalışmıştır. Öyle ki 11 Kanunisani 337 (11 Ocak 1921) perşembe gecesi isyancılar şehre gizlice sokulmaya çalışmıştır. 189. alaya mensup iki taburun yetişerek yoğun gayret, çabaları ve mitralyözleri sayesinde isyancılar geri püskürtülmüştür. Oldukça tehlikeli ve güçlükle bertaraf edilen bu sızma girişimi sonrasında Kütahya kalesinin dört bir tarafına yedi buçuk ve on buçukluk toplar yerleştirilerek şehir ve yerli halk koruma altına alınmış ve halkın manevi inancı artmıştır.83

Kütahya Kalesi, Kütahya şehrinin en eski, en önemli ve en kıymetli tarihi eserlerinin başında gelmektedir. Bazı surları ve burçları şimdilerde yıkılmış yahut harabe hale gelmiş olsa da kale hala dimdik ayakta kalmayı başarabilmiştir. Fakat saha gezilerimiz sırasında bir kaç olumsuz duruma da şahit olduk. Başlıca en büyük sorun Türkiye’deki bir çok kale ve tarihi yapıda da karşımıza çıkan burç ve surların sprey boyalarla isim yazılarak kirletilmesidir. Bu durum öyle bir boyuta ulaşmıştır ki kale içerisinde insan eliyle kirletilmemiş burç sayısı kirletilenlerden daha azdır. Bunun yanı sıra kale içerisinde kalabalık bir köpek sürüsü mevcut olup, bu sürü yer yer oldukça saldırgan olabilmektedir. Saha gezimiz sırasında bu tehlike arz edebilecek durum yüzünden kalenin batı ve kuzey bölümlerini gezip inceleyemediğimiz için geri dönmek zorunda kaldık.

Sonuç olarak inci gibi sıra sıra dizilmiş ve çok güzel bir yapı olan Kütahya kalesi, ona sırtını dayamış olan Kütahya kentini dün olduğu gibi bugün de vakur bir şekilde korumaya devam etmektedir. Fakat şehir onu koruyan bu yaşlı surlara saygı göstermekten, ona kıymet vererek gelecek nesillere taşımak hususunda şimdilik sınıfta kalmış bir vaziyettedir.

Umarız ki bu durum gelecekte değişir ve Kütahya kalesi hak ettiği değeri görerek bizden sonra gelen nesillere sağlam bir şekilde aktarılabilir.

FOTOĞRAFLAR

Üst

KAYNAKÇA

Altun, Ara. Kütahya’nın Türk Devri Mimarisi, Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan, (İstanbul, 1981-1982).

Cırık, Bülent. Osmanlı Belgelerinde Kütahya, (Ankara, Dumlupınar Üniversitesi/Kütahya Belediyesi Yayınları, 2017).

Çelebi, Katip. Cihannüma, (İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları, 2010).

De La Broquière, Bertrandon. Denizşaşırı Seyahati, (İstanbul, Eren Yayıncılık, 2000).

Eyice, Semavi. Malazgirt Savaşını Kaybeden IV. Romanos Diogenes (1068-1071), (Ankara, TTK, 1971).

Gökbilgin, M. Tayyip. “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993).

Griswold, William J. Anadolu’da Büyük İsyan, (İstanbul, Kırmızı Yayınları, 2011),

Kahraman, Seyit Ali. Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt, 9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013).

Kurugöl, Sedat, Çiğdem Tekin, Anadolu’da Bizans Dönemi Kale Yapılarında Kullanılan Tuğlaların Fiziksel, Kimyasal ve Mekanik Özelliklerinin Değerlendirilmesi, “Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dergisi“, C.5, No.4 , (Ankara, 2010).

Sevin, Veli. Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I., (Ankara, TTK, 2001).

Texier, Charles. çev. Ali Suat, Küçük Asya Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi, 2.Cilt, (Ankara, Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmetleri Vakfı, 2002).

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932).

Varlık, Mustafa Çelik. “Kütahya mad.”, TDV. İ.A. Cilt XXVI, (Ankara, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2002).

Yıldız, Hakkı Dursun. Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982).

Dipnotlar

1Dok. Öğr. Üye. Bülent Cırık, Osmanlı Belgelerinde Kütahya, (Ankara, Dumlupınar Üniversitesi/Kütahya Belediyesi Yayınları, 2017), 29.

2 Hakkı Dursun Yıldız, Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan”, (İstanbul, 1981-1982), 35.

3 A.g.m., 35.

4 A.g.m., 35.

5 A.g.m., 35.

6 A.g.m., 35-36.

7 Veli Sevin, Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I., (Ankara, TTK, 2001), 209.

8 A.g.e., 209.

9 A.g.e., 209.

10 Hakkı Dursun Yıldız, Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan”, (İstanbul, 1981-1982), 35-36.

11 Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt/9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013), 10.

12 A.g.e., 10.

13 Katip Çelebi, Cihannüma, (İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları, 2010), 715.

14 A.g.e., 10.

15 Ara Altun, Kütahya’nın Türk Devri Mimarisi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982), 191-192.

16 A.g.m., 191-192.

17 M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993), 1123.

18 Mustafa Çelik Varlık, “Kütahya mad.”, TDV. İ.A. Cilt XXVI, (Ankara, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2002), 581.

19 A.g.m., 581.

20 Bertrandon De La Broquière, Denizşaşırı Seyahati, (İstanbul, Eren Yayıncılık, 2000), 197.

21 Charles Texier – Çev. Ali Suat, Küçük Asya Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi, 2.Cilt, (Ankara, Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmetleri Vakfı, 2002), 285

22 Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt, 9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013), 10.

23 A.g.e., 10.

24 A.g.e., 10-11.

25 Charles Texier – Çev. Ali Suat, Küçük Asya Coğrafyası, Tarihi ve Arkeolojisi, 2.Cilt, (Ankara, Enformasyon ve Dokümantasyon Hizmetleri Vakfı, 2002), 286.

26 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 17-18.

27 Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt/9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013), 11.

28 A.g.e., 11.

29 A.g.e., 11.

30 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 17.

31 A.g.e., 99.

32 Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt, 9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013), 10.

33 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 17.

34 A.g.e., 17.

35 Ara Altun, Kütahya’nın Türk Devri Mimarisi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982), 193.

36 A.g.m., 193.

37 Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2.Cilt, 9. Kitap, (İstanbul, YKY Kitap, 2013), 10.

38 A.g.e., 10.

39 A.g.e., 10.

40 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 17.

41 Ara Altun, Kütahya’nın Türk Devri Mimarisi, Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan, (İstanbul, 1981-1982), 195.

42 A.g.m., 195.

43 A.g.m., 195.

44 A.g.m., 195.

45 A.g.m., 196.

46 A.g.m., 196.

47 A.g.m., 196.

48 A.g.m., 196.

49 A.g.m., 189.

50 Sedat Kurugöl ve Çiğdem Tekin, Anadolu’da Bizans Dönemi Kale Yapılarında Kullanılan Tuğlaların Fiziksel, Kimyasal ve Mekanik Özelliklerinin Değerlendirilmesi, “Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dergisi“, C.5, No.4 , (Ankara, 2010), 768-769.

51 A.g.m., 769.

52 Ara Altun, Kütahya’nın Türk Devri Mimarisi, Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan, (İstanbul, 1981-1982), 189.

53 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 97-98.

54 M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad”. MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi), 1123.

55 A.g.m., 1123.

56 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 97.

57 M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad”. MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi), 1123.

58 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 99.

59 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 98., M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi), 1123.

60 M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi), 1123., İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 98.

61 Prof. Dr. Semavi Eyice, Malazgirt Savaşını Kaybeden IV. Romanos Diogenes (1068-1071), (Ankara, TTK, 1971), 67.

62 A.g.e., 67-68.

63 A.g.e., 69.

64 A.g.e., 71.

65 A.g.e., 72-73.

66 A.g.e., 74.

67 A.g.e., 83.

68 A.g.e., 84.

69 A.g.e., 86

70 A.g.e., 86-90.

71M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993), 1120.

72 A.g.m., 1120.

73 Mustafa Çelik Varlık, “Kütahya mad.”, TDV. İ.A. Cilt XXVI, (Ankara, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2002), 580.

74 M. Tayyip Gökbilgin, “Kütahya mad.”, MEB. İ.A., Cilt VI, (İstanbul, Milli Eğitim Basımevi, 1993), 1121

75 A.g.m., 1121.

76 Hakkı Dursun Yıldız, Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982), 45.

77 A.g.m., 45.

78 A.g.m., 45.

79 William J. Griswold, Anadolu’da Büyük İsyan, (İstanbul, Kırmızı Yayınları, 2011), 62.

80 Hakkı Dursun Yıldız, Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982), 45-46.

81 Mustafa Çelik Varlık, “Kütahya mad.”, TDV. İ.A. Cilt XXVI, (Ankara, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2002), 581.

82 Hakkı Dursun Yıldız, Kütahya’nın Tarihçesi, “Atatürk’ün Doğumunun Yüzüncü Yılına Armağan“, (İstanbul, 1981-1982), 45-46.

83 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında Kütahya Şehri , (İstanbul, Devlet Matbaası, 1932), 205.

Bu Yazı Yardımcı Oldu mu?
Beğenme 1
Görüntülenme: 163
TOP